21 Ağustos 2014 Perşembe

TARİHİN KAYDETTİĞİ "EN BÜYÜK VATANA, MİLLETE VE DEVLETE İHANET" BU CÜRÜM OLACAKTIR!.....

Gündemi sarsacak iddia!..
Türkiye’nin Musul Konsolosluğu’ndaki 49 personeli rehin alan IŞİD'in, fidye olarak Süleyman Şah Türbesi’ni istediği, hükümetin de bunu kabul ettiği ileri sürüldü.
Irak Şam İslam Devleti IŞİD'in, Musul Konsolosluğu'nda rehin aldığı 49 personeli serbest bırakma karşılığında, Türkiye'nin yurtdışındaki tek toprağı olan 928 yıllık Süleyman Şah Türbesi'ni istediği ve hükümetin de kabul ettiği öne sürüldü.
Taraf'tan Hüseyin Özay'ın haberinde yer alan iddiaya göre, Kuzey Irak ve Suriye'de gerçekleştirdiği kanlı eylemlerle tüm dünyanın tepkisini çeken IŞİD, Ankara'yı köşeye sıkıştırdı. Yaklaşık iki buçuk ay önce Türkiye'nin Musul Konsolosluğu'ndaki 49 personeli rehin alan IŞİD, bunların serbest bırakılması karşılığında 928 yıllık Süleyman Şah Türbesi'ndeki Türk askerlerinin çekilmesini istedi. IŞİD militanları ile çatışmak istemeyen Ankara ise çekilme teklifini değerlendirmeye aldı. Ancak çekilme konusunun kamuoyuna nasıl açıklanacağı konusunda formül aranıyor. Başbakan Erdoğan, Mart ayında yaptığı açıklamada, IŞİD'in Süleyman Şah Türbesi'ne saldırması halinde ''gereğinin yapılacağını'' ifade etmişti.
Taraf'ta yer alan habere göre Ankara'daki İŞİD pazarlığının perde arkası şöyle:
IŞİD'in yeni talebiyle 49 elçilik personelinin rehin alınmasıyla ilgili kriz farklı bir boyut kazandı. Daha önce, rehineler karşılığında Türkiye'den para, silah talebinde bulunan IŞİD, bu kez gözünü, Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki tek toprağı olan, Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi'ne dikti.
Üç hafta süre verildi
Taraf'ın hükümet kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Suriye'de hakimiyet sahasını genişleten IŞİD, 49 rehinenin serbest bırakılması karşılığında Suriye'nin Halep kentine bağlı Karakozak Köyü sınırları içinde yer alan Süleyman Şah Türbesi'nin üç hafta içinde boşaltılmasını istedi. IŞİD, boşaltılmaması halinde türbeye saldırıda bulunabileceklerini de belirtti.
Genelkurmay'a talimat
IŞİD ile bir çatışmak istemeyen AKP Hükümeti, Süleyman Şah Türbesi'nin boşaltılmasına yeşil ışık yaktı. Hükümet bu konudaki kararını Genelkurmay Başkanlığı'na iletti. Ancak bu talimat, Genelkurmay'a IŞİD'in talebi olarak aktarılmadı. Hükümet, IŞİD'in Süleyman Şah Türbesi'ne olası saldırı ihtimaline karşılık, türbenin boşaltılması gerektiğini Karargah'a iletti. Genelkurmay da, hükümetten gelen talimat üzerine, çekilme için bir ön hazırlık yaptı. Ancak çekilme işlemi henüz başlamadı. Kamuoyuna da, olası bir çatışmanın önlenmesi için boşaltıldığı yönünde mesaj verilecek.
Osman Gazi'nin dedesi yatıyor
İŞTE BU, O EKİP
Ceberkalesi, Süleyman Şah Türbesi ve Süleyman Şah Saygı Karakolu'nun bulunduğu arazi, Türkiye'nin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçası. Sözkonusu bölge Halep'te yer alıyor. Türbede, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk padişahı Osman Gazi'nin dedesi ve Ertuğrul Gazi'nin babası olan Süleyman Şah'ın ve iki askerinin mezarları bulunuyor. 20. Zırhlı Tugayı 3. Hudut Alay Komutanlığı Hudut Taburuna bağlı askerler tarafından korunan türbe, Ankara Antlaşması ve Lozan Antlaşması gereğince Caber Kalesi ve türbe müştemilatı ile beraber Türkiye toprağı olarak kabul edildi. Türkiye bugüne kadar toprağını bayrağını çekerek ve muhafız bulundurarak korudu. 13 Mart 2014'te türbenin bulunduğu bölge IŞİD'in kontrolüne geçti. 20 Mart 2014'te IŞİD, YouTube üzerinden yayımladığı bildiride üç gün içinde boşaltılmadığı taktirde türbeyi yerlebir edecekleri tehdidinde bulundu. TSK bölgeye araç ve bordo bereli asker gönderdi.
Erdoğan, ''Gereği yapılacak'' demişti
çiller'in emanetçisi
Recep Tayyip Erdoğan, 25 Mart 2014'te Süleyman Şah Türbesi'ne yönelik tehdit ile ilgili soruya şöyle cevap vermişti: ''Böyle bir yanlışlık olacak olursa gereği neyse yapılacaktır. Bu topraklar bizim toprağımızdır. Bu topraklarda yapılacak bir saldırı aynen Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır.'' Erdoğan'ın halefi olarak gösterilen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise konu hakkında şunları söylemişti: ''Herkes bilir. Suriye rejimi de, alandaki bütün gruplar da bilmelidirler ki; Türkiye topraklarına herhangi bir şekilde söz konusu olabilecek bir yanlış yaklaşım veya müdahale, cevabını, mukabelesini görür ve oradaki Mehmetçiklerimizin güvenliği, bizim için 75 milyon vatandaşımızın güvenliğidir. O bakımdan her türlü tedbir alınmıştır. Şu anda durum orada stabildir, yani bir hareketlilik görülmüyor.''
REF: ©DHA_ GAZETEPORT, www.gazeteport.com.tr, Güncelleme: 21.8.2014 10:23

5 Ağustos 2014 Salı

YURTDIŞI SEÇMENLERİNE ZORLUK, HAKSIZLIK; ZULÜM VE İŞKENCE "SKANDALLI ve FİYASKOLU BİR SEÇİM"

YURT DIŞI SEÇMENLERİNE ZORLUK, HAKSIZLIK; ZULÜM VE İŞKENCE
"SKANDALLI ve FİYASKOLU BİR SEÇİM"
Anasayfa & Özel Röportajlar
YURTDIŞI SEÇMENLERİNE ZORLUK, HAKSIZLIK; ZULÜM VE İŞKENCE
"SKANDALLI ve FİYASKOLU 'Cumhurbaşkanlığı' BİR SEÇİM"
Tarih : 2014.08.04  19:16:14 
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin neden Konsolosluklarda değil de yalnızca 7 merkezde yapıldığını Merkel'e bir mektupla sorarak gerçeği ortaya çıkaran Remzi Uysal, Elbe Express'e konuştu. [Söyleşi: Mehmet Atak / Hamburg-Elbe Express]
Almanya'nın Schleswig- Holstein eyaletindeki Lübeck kentinde yaşayan ve 19 Mayıs Türkiye Gençlik ve Halk Kültür Derneği (TÜRGEM) Lübeck’in uzun yıllardır başkanlığını yapan eğitimci Remzi Uysal'ın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin her Başkonsolosluk bölgesinde yapılmayıp da, T.C. vatandaşı seçmenlerin yüzlerce kilometrelik uzaklıktaki şehirlere gitmek zorunda bırakılması konusunda Almanya Başbakanı Merkel'e yazdığı mektubu ve aldığı cevabı  Elbe Express'te yayınlamıştık.
2006’da oy hakkı için dava açmıştım
Kendisine yönelttigimiz "Bu seçim üzerinde neden bu kadar duruyorsunuz, yurtdışından oy verme sizin için neden bu kadar önemli?" sorumuza Remzi Uysal şu yanıtı verdi: "TÜRGEM’i kurduğumuz 1989 yılından bu yana -yurtdışından oy verme konusu kuruluş amaçlarımızdan biri idi. Ben bu konuda 27 Aralık 2006 günü ankara 13. İdare Mahkemesinde "Yurtdışından Oy Hakkı" için bireysel dava açtım. Bu olay Türk siyasi tarihinde bir ilk idi. Bu nedenle konu halen de en önemli çalışma alanımızı kapsıyor."
Seçimlere katılımın düşük olması tam bir fiyasko
"Seçimler niçin 13 Başkonsolosluk bölgesinde yapılmıyor ?" sorusuna muhatap olan yetkililerimizin, "Bu bizim elimizde değil, Alman hükümetinin takdiridir. Seçim güvenliği nedeniyle bu karar alınmıştır" şeklindeki cevaplarından sonra, Merkel'in Remzi Uysal'a gönderdiği mektupta "7 merkezde sandık kurulmasını bizden Türkiye Hükümeti istedi" demesi, Türkiye açısından  tam bir skandal olarak nitelendirilirken, ilk tur seçimlere katılımın oldukça düşük seviyede olması ise tek kelimeyle fiyaskoydu.
Yurt dışında yapılan ilk tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri dün  sona erdi ama, anlaşılan, bu sıcak Ağustos günlerinde yüzlerce kilometrelik yolu göze alamayan T.C. vatandaşları, "Seçim benim neyime" diyerek, işlerine güçlerine bakmışlar veya gölgelik yerlerde dinlenmeyi tercih etmişlerdi. Çünkü katılım beklenenin de çok altında kalmış bulunuyor. Yurtdışı Türkler´den sorumlu Devlet Bakanı sayın Emrullah İşler, YSK´nun uyguladığı bu randevu sisteminin çok katı olduğunu ve bu randevulu seçim sistemi ile yurtdışından oy kullanan vatandaşlarımızın katılımlarının 231 bin civarında kaldığını bugün (04 Ağustos) sabah haberlerinde açıklamış bulunuyor.
Bu konuyu ileriki günlerde detaylarıyla sizlere aktaracağız.
SKANDALI BİR MEKTUPLA ORTAYA ÇIKARAN REMZİ UYSAL ELBE EXPRESS'E KONUŞTU
Lübeck  „19 Mayıs Derneği“ (TÜRGEM) Başkanı Remzi Uysal, siyasi partilerin, anlı şanlı çatı derneklerinin, işadamları ile meslek temsilcilikleri, dini kurumlar ve gençlik teşkilatlarının aklından geçirmedikleri bir konuyu, medeni cesaretini de kullanarak bir mektupla Başbakan Angela Merkel'e sordu ve beklediği cevabı da 22 gün içinde aldı.
Olayın teferruatını, Uysal'la yaptığımız söyleşiden takip edelim:
- Sayın Uysal, bu mektup girişiminizden dolayı sizi kutluyoruz. Sayın Başbakan Merkel'e bu mektubu ne amaçla yazdınız ?
- Bazı temsilcilerimiz ve yetkililerimizin "7 Seçim Merkezi" konusundaki açıklamalarını inandırıcı bulmadım ve emin olmak istedim.
- Ne gibi açıklamalar?
- 3 Temmuz'da Hamburg Başkonsolosluğu´muzun verdiği iftara katılan Berlin Büyükelçimiz Sayın Hüseyin Avni Karslıoğlu'na "Niçin yalnızca 7 bölgede seçim sandıkları kuruluyor ?" diye sorduğumda, bana "Emniyet tedbirleri yönünden Almanya böyle istiyor" dedi. Kuzey Almanya İslam Toplumu'nun (BIG) iftar yemeğinde ise, benzer soruyu yönelttiğim Berlin Hükümetinin Uyum Bakanı Aydan Özoğuz da "fazla masraf oluyor" şeklinde bir cevap verdi. Aynı zamanda 18 Temmuz günü Hamburg Başkonsolosluğumuzda da Hamburg ve Schleswig-Holstein Eyaleti Türk dernek başkanları ile de yapılan Cumhurbaşkanlğı Seçimi konusunda yapılan bilgilendirme toplantısında da aynı konu gündeme getirildiğinde de aynı yanıtlarla karşılaştık.  Görüldüğü gibi, aynı mahiyetteki soruma karşı 2 değişik cevap almıştım.
- Ne tür bir mektupla yolladınız; normal mektup mu, taahhütlü mü, yoksa daha pahalı olan iadeli taahhütlü mü ?
- Normal mektup şeklinde gönderdim. Zaten Sayın Merkel'den bana gelen de normal mektup olarak gönderilmişti.
Almanya’da "Cevap verme" uygulaması var!
 - Peki cevap alıp alamama konusunda bir tereddüt yaşadınız mı ?
 - Kesinlikle hayır ! Çünkü Almanya'daki bürokrasi sistemini 30 yıldır çok iyi bilenlerden biriyim. Çünkü ben de bu ülkenin bürokrasi alanında tam 30 yıl çalışmış biriyim. Gerçekten de bu konularda çok sağlıklı işleyen "cevap verme" uygulaması var bu ülkede.
- Kaç gün sonra mektubunuz yanıtlandı ?
- Ben mektubumu 6 Temmuz 2014 günü yazıp postaya verdim. Cevabı ise
28 Temmuz'da, yani 22 gün sonra yazılmış. Normalde en geç 15 gün içersinde cevaplanır ama o sıralarda Sayın Merkel'in italya`da tatilde ve seyahhatte olması, işlerinin çok yoğun olması ihtimali sebebiyle bu geçikme yaşanmış olabilir. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.

 Mektubu okuyunca allak bullak oldum!
- Mektubu alınca, o anda neler hisettiniz ?
- Çok mutlu oldum. Mektubun içeriği konusunda çok meraktaydım. Hemen en yakın bir kafeteryaya giderek kendime siyah bir kahve ısmarladım ve mektubu açarak, yavaş yavaş okumağa başladım. "7 merkezde sandık kurulmasını Türk hükümeti istedi" cümlesini okuyunca, bir anda kafam allak bullak oldu. Türk makamlarının gözlerimizin içine baka baka yaptıkları yanlış açıklamalar kulaklarımda çınladı ve sanki beynime kan sıçradı. Bir süre öylece kaldım.
- Kafanızı toparladıktan sonraki düşüncelerinizi de yansıtır mısınız ?
- Hem sayın Başbakanın talimatı tarafından mektubuma cevap verildiği, hem de Alman yetkililerin vatandaşın sorunlarına ilgi gösterip olumlu şekilde yaklaşımları, kısacası onları vatandaş yerine koymalarından dolayı çok çok sevindim.
Ama aynı anda da, her kademedeki Türkiye temsilcilikleri ve bazı politikacıların kandırmaca sözleri ve bahana yaratmalarından dolayı müteessir oldum. AKP hükümetinin yurtdışındaki vatandaşına kumpas kurmuş olmasından dolayı üzüldüm.
CHP bu seçimde pasif kaldı!
- Sizce niçin böyle bir yola başvuruldu ?
- AKP adayına oy vermeyecek seçmenlerin 7 bölgede sandık kurulması sebebiyle oy kullanmaya gitmekten caydırılması gibi bir mantık akla geliyor. Bu kararın alınmasında da AKP'ye göbek bağıyla bağlı kuruluşların ve de ihtimal yapmış olduklarını düşündügüm bir kamuoyu araştırmasının da etkili  olduğu düşünülebilir.
 - Sayın Uysal, sizin mektubunuz olmasa belki de açığa çıkmayacak bu "7 bölge isteği" konusunda Türkiye'deki muhalefet partilerinin ve onların yurt dışı bağlantılarının hiç sesleri çıkmadı gibi.. Özellikle de Almanya'daki CHP Birlikleri de belirgin bir araştırma yapıp, tavır koymadı. 2015 Şubat'ında da Genel Seçimler var. Ne diyorsunuz ?
 - Evet, "7 Sandık Merkezi" konusunda muhalafet partilerimiz ve Almanya'daki yandaş Sivil Toplum Kuruluşları maalesef pasif kaldılar. Kendi içinde bile asgari müştereklerde birleşemeyen çok horozlu ve sabahı erken yapan bir kümes hüviyetindeki CHP, yurt dışındaki bu ilk seçimimizde ne yazık ki pasif kaldı. Önümüzdeki seçimler için yeni bir yapılanma şart olmuştur.

15 Temmuz 2014 Salı

Hüseyin Hakkı KAHVECİ'den; TÜRKİYE'Yİ SARSACAK KİTAP!!!...

Kahveciden, "Türkiye’yi sarsacak" kitap!!!...
21.Yüzyılda seçimler meşru gerçekleşti mi?
Hüseyin Hakkı Kahveci’nin yeni kitabı "Yüzyılın hilesi sandıktaki hülle" TOGAN yayınlarından çıktı.
Türkiye'nin son on iki yılında gerçekleşen seçimleri inceleyen Hüseyin Hakkı Kahveci, seçimleri ve siyasi partilerle beraber iktidar meşruiyetini tartışmaya açtığı kitabı, 18 Temmuz Cuma günü aynı anda AVRUPA VE TÜRKİYE'de kitapçılarda satışa çıkacak. Kitap SANDIKTA HÜLLE VE MEŞRUİYET tartışmalarını beraberinde getirirken seçim güvenliği bundan sonra tüm siyasi partiler tarafından daha dikkat çekici bir konu olacak.
Kitap, Türkiye ve Avrupa’da onlarca seçkin kitapevlerinin raflarında 18 Temmuz’dan itibaren yerini alacak. “Yüz yılın hilesi sandıktaki hülle” kitabını satan kitapçılar ise; D&R, Babil, Vatan Kitap, İdefix, Prefix, Pandora, Yem Kitap, Kitap Denizi, Kitap Ağacı, Yazarlar, Kibo, Kuzey Kitapevi, Simurg, Osen Kitap, hepsi burada.com, Kitap kitaba gibi birçok ünlü kitapevi raflarında yer veriyor.
KİTABIN TANITIM BÜLTENİ ŞÖYLE:
Zaruret hâsıl olunca hülleyle iktidar olursan, muktedir olamazsın. AKP 21.Yüzyılın başında Türkiye Cumhuriyetine hükümet eden parti olarak iktidara geldi. Mühim olan “iktidar olmaksa” her şey mubah… Aklınıza ne gelirse, Demokrasi tramvayına binildi mi inmemek gerekiyordu. Her seçim AB normları, o yasaları bu yasaları adı altında AKP'ye kanun kılıfıyla kazandırılan seçim ortamı yaratıldı.
BİZ BU FİLMİ 12 YIL’DIR SEYREDİYORUZ
Biz bu filmi 12 yıldır seyrederken, 30 Mart gecesi film koptu. Her şey o kadar aleni yapılıyordu ki geçmişe dönüp bakınca şu soruyu sormak gerekiyor 2002-2014 yılları arasında yapılan tüm seçim ve referandumlarda 30 Martta yaşanan şaibe ve hilelerin hiç birisi yaşanmadı mı? 
EVET, SANDIKTA HÜLLE VAR
Bu kitapta yaşanıp yaşanmadığını ele aldık. Anladığımız şu ki sandıkta hülle var. Türkiye'de seçimlerde hile ve şaibe yaşandığına artık Türkiye'nin %50sinden fazlası ve bunun yanında tüm Dünya ABD, AB, NATO ve diğer birçok ülkenin uzmanları inanıyor. Bizde bu hilenin, şaibenin izlerini takip ettik.
TÜRKİYE İÇİN ADALET
Türkiye’de seçimler bu kitaptan sonra daha adil yapılacak. Seçimlerde yaşanması muhtemel birçok hile, hülle bundan sonra yapılamayacak. Dönüp geriye baktığımız zaman hiçbir şey için geç değil.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Devletin malı deniz; Hırsızlık, yolsuzluk, sahtecilik yapan mutlaka domuzdur!...

FLÂŞ HABER: AHTAPOT YAPI !..
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur. (Av. Ömer Kibar)‏

ENGİN KÜLTÜR GRUP AHTAPOT YAPI. (15.06.2014- 25.06.2014 Haber Dizisi)
"Sultangazi  Belediyesi'nce zincirleme şekilde üretildiği iddia olunan, içerik itibariyle gerçeğe aykırı "sahte resmi belgeler" ve bizzat imzalayanlar tek tek, detaylı ve izahlı bir şekilde, kamuoyunda yayınlandığında; birilerinin (!) neresi açıkta kalacak" diye düşünmek bile istemiyorum!… şeklinde, haber ve belgeler yayınlamıştık…
Söz konusu Belediyenin tapu-imar uygulamalarından kaynaklı kesintisiz mağduriyetler, sadece bizlerle sınırlı olmayıp, binlerce kişinin mağduriyeti söz konusudur. Toplumsal bir yara haline gelmiştir. Oluş şekli ve seyrine göre; bu yolsuzlukların yine Belediye bünyesinden ya da başka kamu birimlerinden, işbirliği içinde gerçekleştiği yönünde bulgular söz konusudur.
Haber dizimizde, öncesinde vurguladığımız belediye birimlerindeki iddia konusu usulsüzlüklerin“AHTAPOTUN KOLLARI”  gibi birçok yere uzandığına dair somut belge ve bilgileri sunmaya devam ediyoruz…
YOLSUZLUĞUN  BELGESİ
Ekte sunduğumuz belgede görüldüğü gibi delil üretme çabaları hiçbir kural ve yasa tanımadan yürütülüyor. Sultangazi  Belediye Başkanlığınca HİLE ’ye dayalı belgeler;
*  Üretiliyor
*  Kullanılıyor
*  Bu işe uygun elemanlar atanıyor.
*  Hayali   Kamulaştırma  yapılıyor.
Kamulaştırma Kararı olmadığı halde, kamulaştırma varmış gibi  düzmece  işlemlerle, resmi yazı düzenleniyor. Ekte sunduğumuz belgede görüleceği üzere;  İmar ve Şehircilik Müdürü, Hukuk İşleri Müdürlüğüne   “ Kamulaştırma ”  konulu müzekkere yazıyor. “HAYALİ KAMULAŞTIRMA ” nın hiçbir belgesini hiçbir makama sunamıyorlar. Bu ibret verici olay, belediye adına utanç verici durum olarak nitelendirilebilir…
GİZLENEN KONUT İMARI
Yazının düzenlendiği 07.04.2010 tarihinde müvekkilin parselleri; KONUT imarlıdır.Bu nedenle yasal olarak kamulaştırma olanağı da YOKTUR.Başkan Cahit Altunay, “ bu parsellerin hiçbir zaman konut imarlı olmadığını” resmi olarak yazmıştır.Yaptığı açıklamalarla yanıltıcı faktör etkisi yaratmaya çabalamasındaki AMAÇ nedir  ?
 Kısa bir süre sonra, bu parsellerin konut imarlı olduklarının resmi belgelerini de yayınlayacağız…
KANUNSUZ ÖDEME
Haksız ve usulsüz ödemeyi yapan Gaziosmanpaşa Belediye eski Başkanı Erhan Erol hatalıdır.Ama olayları 2010 tarihinden bu güne kadar vahim şekle getiren Cahit Altunay ‘dır.Ödenen paranın KAMU ZARARI oluşturduğu açıkça görülmektedir.
Vatandaş resmi olarak defalarca başvurup, “bu para ve belgeler usulsüz,  kamulaştırma yok, yasal olarak faiziyle birlikte PARAYI GERİ ALIN”  diyor, Hazineye davayı ihbar ediyor ayrıca sorumluların ve gerçeklerin ortaya çıkması için büyük çaba sarf ediyor… Ama nafile, yine Suç Var Suçlu Yok… Hazinenin zararı halen devam ediyor…
Ayrıca, vatandaş suç duyurusunda bulunuyor,  Başkan Erhan Erol da suç duyurusunda bulunuyor. Tüm bunlara karşın Cahit Başkan sadece SEYREDİYOR ve bizler hakkında haksız ve mesnetsiz suç duyurularında bulunuyor… Tüm bunların, gerçeklerin ortaya çıkmaması adına SİNDİRME amaçlı olduğu kanaatindeyiz.
Yolsuzlukları ortaya çıkarmak isteyen bizler, hak arayınca Günah Keçisi  mi  ilan edildik?
Bu durumda KASAYI en iyi kim koruyor?
Cahit Altunay sahte belgelere dayanan usulsüzlükleri “Gaziosmanpaşa Belediyesi yaptı, bizimle zerre kadar ilgisi yok”  diyerek, bu vahim duruma KAYITSIZ kalmaya devam etmektedir.
Ödeme ve devirlerde yapılan hileler, bireysel değil MERKEZİ planlama konusudur.
Cahit Başkanın en büyük sorumluluklarından biri de; Devir, Tasfiye, Paylaştırma Komisyonu Kararıyla, BÜTÇE hesaplarının ve Borç-Alacak devirlerinin teftişini yaptırmamasıdır. Tüm bunları, zamanında sorunlar büyümeden Sayıştay Denetimine tabi tutsaydı, Müfettiş çağırsaydı hukuka aykırı işlemler ve Hazine zararı açıkça görülecekti. Bizim gibi vatandaşlar da bu derece mağduriyet yaşamayacaktı.
YOLSUZLUK, SAHTECİLİK
Kamu kaynaklarının bazı özel kişiler yararına kanunsuz olarak kullanılması da Sayıştay’a göre Uluslararası Yolsuzluk ve Sahtecilikle Mücadele Rehberi kapsamındadır. Artık bu aşamada iyi niyet ve kötü niyet iddiaları da değerlendirilemez.
ÖZEL ATAMA 
Tüm usulsüzlüklerin Gaziosmanpaşa belediyesinde gerçekleştirildiğini iddia etmesine karşılık,  daha önce bu belediyede Başkanlık Fiyat Takdir Komisyonu gibi  AKÇELİ  işlerin olduğu bir birimde, bürokrat olarak görevli  M. Erdönmez ’i kadrosuna alarak Teknik Başkan Yardımcısı olarak atamıştır.(http://www.sultangazi.bel.tr/kurumsal.aspx?KATID=93&tur=5&per_ID=1084)
İkinci kez başkan seçildikten sonra Cahit Altunay’ ın,  Bürokrat Başkan Yardımcısı olaraközelikle bu şahsı ataması , dikkat çekici ve endişe verici değil midir ?  Kritik bir görevdir, teknik hususların tüm çözümünde vatandaşlar direkt olarak bu şahsa yönlendirilmektedir. Rasyonel bir çözüm üretmeyen bu şahsın ataması ne derece adil ve etiktir?  Önceki başkan Erhan Erol’un usulsüz talimatıyla, yetkisiz olarak belgeler düzenleyip imzalamıştır. Acaba bu belediyede de aynı şekilde başkan Cahit Altunay’ın TALİMATIYLA yetkisiz olarak belgeler düzenleyip hukuka aykırı işlemleri mi tamamlayacak ? (Aşağıda izah olunan evrakta olduğu gibi..)
Ekte sunulan Takdir Komisyonunun Hesap Tutanağında eski 539 sayılı parseli kapsayan bir düzenleme yapılmıştır. Müvekkilin bu parselle uzaktan ve yakından bir ilgisi yoktur. Benzer mahiyetteki içerik itibariyle sahte belgeler mahkemeye dahi sunulmuştur.Ne yazık ki bunu düzenleyenlerden biri M. Erdönmez ’ dir. Müvekkil adına bu durumları resmi birimlere görevim gereği sunduğumda, belediye tarafından müfteri ilan edilip, hak arayamaz duruma getirilmek isteniyorum…
 Sayın Başkan: Vatandaş yanıltıldığı algısına kapılırsa, bu kamuya güven erozyonuna neden olur. Sorumluların tespiti ve Yargılanmak, hesap vermek ayıp değil; ama töhmet altında kalmak çok kötüdür!..
Söz konusu kanunsuz ÖDEME ve İMAR YOLSUZLUKLARI oluşumuna dair ciddi bulgular bu aşamada çok ilginç bir boyut kazanmış olup zincirleme haber dizimiz detaylı belgeleriyle devam edecektir. Bizi izlemeye devam ediniz... Gerçekler inatçıdır. Adalet Cesaret ister. Bizler, sadece gerçeğin ve Adaletin peşindeyiz!
Basına ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.15.06.2014 Av. A.Ömer KIBAR
"Bir delille kırk alimi yendim, kırk delille bir cahili yenemedim" (Mevlana)
***
Not: Lütfen şayet içeriği bizim gibi onaylıyorsanız, bu metni tüm önemli sitelere ve ülkede düşüncesi ne olursa olsun NAMUSLU her insanın mailine ulaştırın
(REF//Kimden: Ahmet Ömer KİBAR <av.kibar3834@gmail.com> 
AHTAPOT YAPI!..  (Haber dizisi)
http://www.dokuzeylulgazetesi.com/haber-7256-akp%E2%80%99li_belediye%E2%80%99nin_imar_yolsuzlugu_ayyuka_cikti.html

20 Haziran 2014 Cuma

Mehmet Bozdemir, ‘Yeni Bir Siyasi Oluşum Şart Oldu’…

Mehmet BOZDEMİR
Mehmet Bozdemir: ‘Yeni Bir Siyasi Oluşum Şart Oldu’…
Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra, ülkemizde yeni bir siyasi partiye ihtiyaçın açıkça ortaya çıktığını açıkladı.
Mehmet Bozdemir, AK Parti’nin 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu örtmeye ve karartmaya çalışmasıyla şaibeli hale geldiğini, toplumda ayrışmalar ve kutuplaşmalar meydana getirdiğini ve Başbakanın kin ve nefret söylemlerinin, yargıyı itibarsızlaştırmaya çalışması karşısında, muhalefetin de yetersiz kalması ve güven vermemesinin, halkın da yeni bir siyasi parti arayışına yönelttiğini söyledi.
Mehmet BOZDEMİR
Mehmet Bozdemir(UHA) uhahbaerajansi.com’a gündeme ilişkin sorularını değerlendiren Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet Bozdemir, “Bugünkü siyasi yapı ülkemizin sorunlarını çözemediği gibi, toplumsal uzlaşmayı ve barışı sağlayamamış ve demokrasimizi geriye götürmüştür. Sadece gerginlikler yaratan, kendisi gibi düşünmeyenleri hain ilan eden ve ötekileştiren bu mevcut siyasi yapı, iktidarı ve muhalefeti ile çağın çok gerisinde kalmıştır”dedi.
Yeni olduğu iddiasıyla iktidara gelen AK Parti’nin, demokrasi konusunda diğer partilerin de gerisinde kaldığını belirten Başkan Mehmet Bozdemir, Ak Parti hükümetinin, yargıya müdahalesi, hukuk tanımazlığı, kin, nefret, cadı avı söylemleri ve eylemleri ile zihniyet olarak ortaçağ karanlıklarına doğru yelken açtığını ifade etti.
Mehmet BOZDEMİR
HALK'A VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR
Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Bozdemir, “Bu siyasi yapı, geçen seçimlerde halka söz verdiği halde demokratik ve sivil yeni bir anayasa hazırlayamamış, ülkemizi yıllardır darbecilerin hazırladığı anayasa ve hukuk sistemi ile yönetmeye devam etmiştir. Medyaya müdahalesi, twitter ve youtube’u yasaklaması, hatta son zamanlarda çıkardığı, Milli Eğitim, dershaneler, HSYK, MİT ve diğer yasalarla kazanılmış birçok haklarımızı, özgürlüklerimizi ve demokrasimizi geriye doğru götürmüştür” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin ilk defa medyası özgür olmayan ülkeler ligine düşürüldüğünü anlatan Mehmet Bozdemir, siyaset ve iktidar için birçok gönüllerin acımasızca yıkıldığını, toplumdaki kardeşlik ve dostluk duyguların zedelendiğini, hatta ailelerin içine dahi ayrılık tohumlarının ekildiğini, kamplaşmaların ve kutuplaşmaların da had safhaya ulaştığını bildirdi.
Mehmet Bozdemir, “Başta Suriye olmak üzere, Mısır, Irak, İran politikalarındaki yanlışlıklar ülkemizin dışarıdaki itibarını önemli ölçüde zedelemiştir. Her gün bir AB yetkilisi Türkiye’nin demokrasiden, özgürlüklerden ve AB normlarından uzaklaştığını ifade etmektedir. Yanlış dış politikalar Türkiye’yi dünyada yalnızlaştırmıştır” ifadesini kullandı.
Mehmet BOZDEMİR
BU SİYASİ YAPI TÜRKİYE'Yİ TAŞIYAMAMIŞTIR
Bu siyasi yapının Türkiye’yi taşıyamadığı gibi, Türkiye’nin de bu siyasi yapıyı artık taşıyamaz hale geldiğini söyleyen Demokraside Birlik Vakfı ve İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Mehmet Bozdemir,. “Halkımızı demokrasi ve kutsallarımızla aldatan ve tamamen iflas eden bu siyasi yapıdan ülkemiz bir an önce kurtulmalıdır. Bu siyaset anlayışının ve zihniyetinin ülkemizde daha fazla tahribat meydana getirmeden iktidardan ve siyasi hayatımızdan uzaklaştırılması şart olmuştur. Bu da ancak ve ancak yepyeni bir siyasi oluşumla mümkün olacaktır. Bunu sadece yeni bir siyasi parti kurmak şeklinde düşünmek ve tasarlamak yanlış olur”diye kaydetti..
Mehmet BOZDEMİR
Mehmet Bozdemir, bu yeni siyasi oluşumun, bir siyaset seferberliği anlayışıyla bizzat halk tarafından yapılması gerektiğini ve “Siyaset; çıkar, rant, menfaat, makam ve şöhret için yapılan bir meslek olmaktan kurtarılmalıdır. Daha doğrusu siyaset bir meslek olmaktan kurtarılmalıdır. Çünkü siyaset meslek değildir. Siyaset, her meslekten başarılı olmuş ve iyi yetişmiş insanların, ülkenin ve insanlığın sorunlarına çözüm üretme sanatıdır” ifadesini kullandı.
ÇIKAR'A DAYALI SİYASET, İNSANI CANAVARLAŞTIRIR
Siyasetin çıkar için yapılmasının insanı canavarlaştırdığını, siyasetin sadece ülkemiz ve insanlığa hizmet için yapılması gerektiğine dikkat çeken Mehmet Bozdemir, ancak böyle bir zihniyet devrimi ile meydana gelecek yeni bir siyasi oluşumun, siyaseti yeniden yapılandırarak ülkenin demokratikleşmesi ve normalleşmesini sağlayabileceğini, bu yeni siyasi oluşumun nasıl olacağı, kimler tarafından yapılacağı, zor gibi görünse de bu kutsal ve büyük projeyi, basiret ve feraset sahibi büyük Yüce Millet’in başaracağına yürekten inandığını kaydetti. "Haber: Mehmet Bozdemir, İnsani Değerler Derneği & Demokraside Birlik Vakfı // Ref: (UHA) uhahbaerajansi.com"

11 Haziran 2014 Çarşamba

Duyarlı, onurlu, sorumlu ve soylu bir ses: "Bıçak kemiğe dayandı… Sabır taşımız çatlamak üzere… Ali YAVUZ; Kayseri Şube Başkanı"

TÜRKİYE
HARP MALÜLÜ GAZİLER
ŞEHİT DUL VE YETİMLERİ DERNEĞİ
 KAYSERİ ŞUBE BAŞKANLIĞI
Tacettin Veli Mahallesi Lalezade Caddesi. No: 3 (Kiçikapı Meydanı) 
Melikgazi / KAYSERİ

Değerli Basın Mensupları                       
"Yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor" dizelerinde belirttiği gibi, bir hilal uğruna nice güneşler battı. Anaların kınalı kuzuları gençliğinin baharında vatan ve bayrak için hayatlarını seve seve feda ettiler. Cengâver delikanlılar vücutlarından parça verdiler, Gazi oldular... Uğruna Şehitler verdiğimiz, Gazi olduğumuz ay yıldızlı al bayrağımızın gönderden indirilmesi bardağı taşırdı artık...
Bıçak kemiğe dayandı…  
Sabır taşımız çatlamak üzere…
            Şehit kanı ile boyanmış, ay yıldızlı al bayrağımızın gölgesinde nefes alan ve huzurla yaşayan, ancak olmayan bir etnik ayrımcılığı sanki varmış gibi lanse ederek, ayrılıkçı düşünce ile bölücülük yapan nankör vatan hainlerine, zamanında taviz verilmesin, istenilen tavizlerin ardı arkası kesilmez, ülke bölünmenin eşiğine gelir, yılanın başını küçükken ezeceksiniz dediğimizde, bizi eleştirenler; " Şehit gelmiyor, analar ağlamıyor" diyorlardı...
            Bu anlayışla verilen tavizlerin de ardı arkası kesilmedi. Bitmek üzere olan bir çapulcu sürüsünden, yeni katılımlarla güçlenmiş, dünya kamuoyuna kendini tanıtmış, Devlet tarafından da tanınmış bir örgüt meydana geldi.
            Bölücü örgütün cüreti öyle bir noktaya geldi ki, ülke ve milletimizin varlığı ve bağımsızlığımızı temsil eden Türk Bayrağına bile el uzatır oldular.
            Hem de bir askeri birliğin tel örgü sınırlarını geçerek, gündüz gözü ile Türk Bayrağını gönderden indirebilme cüreti bu…
            Taviz vere vere hangi noktaya geldiğimizi görebiliyor musunuz? 
            Şehit kanı üzerine, gökteki ay ve yıldızın yansıması ile şekillenen ay yıldızlı bayrağımızı, bize emanet eden ecdadımızın huzur-u mahşerde yüzlerine nasıl bakacağız? 
            Güzel şeyler olacak diye imralı canisi ile müzakereye oturarak şehit gelmiyor diyerek, terör dağ yerine şehirlerimizde insanlarımızı tehdit etmeye başlamış huzursuzluk diz boyu olmuştur. Sokak gösterileri ile can taşıyan araçlarımız yakılıyor, ulaşımımızı sağladığımız yollara barikatlar kuruluyor. Türk milletini tahrike derek sokaklara çekmeye çalışarak ülkemizi iç karışıklığa sürüklemeye çalışmaktadırlar.
            Bu nankör Vatan hainlerine gereken cevap ne zaman verilecek veya ne bekleniyor? 
            Güneydoğuda yaşayan halkın da, artık bu bebek katili örgüte gerekli cevabı vermesi gerekiyor.  Tıpkı 15 yaşındaki çocuğu kandırılarak dağa kaçırılan annelerin feryadında olduğu gibi, gerçekleri fark eden herkesin bu örgüte karşı durması, bu ülkede Türk, Kürt, Laz, Çerkez vs. herkesin birlik ve beraberlik içerisinde yapabileceğini dünyaya haykırarak bu oyunu bozması gerekiyor. 
            Tavizci anlayışın iflas ettiğini açılım sürecini yönetenlerin de artık görmesi gerekiyor. Analar ağlamıyor söylemi ile süreç daha fazla işin içinden çıkılmaz bir hal almadan, Devlet büyüklerimizin derhal B planını uygulamaya koymalarını, bayrağa uzanan ellerin kırılmasını ve Mehmetçiğin kandile Türk Bayrağını dikmesini ümit ediyoruz. Kayseri, 09.06.2014
                                                                                                          Ali YAVUZ
Dernek başkanı

19 Mayıs 2014 Pazartesi

TC'NİN CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ

Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu Çatı'nın Cumhurbaşkanı adayını Hasan Korkmazcan olarak açıkladı.


X FILES16 Mayıs 2014 Cuma - 19:42
YAZI BOYUTU: A A A

12 Mart Asker Muhtırası TRT 13.00 haberlerinde okunmuş. "Yüzde 50’nin üzerinde oyla iktidara gelen AP iktidarı bu muhtırayla noktalanıyor.Başbakan Süleyman Demirel ve arkadaşları görevlerini kurulacak asker yönetimindeki yeni hükümete bırakacak." Milliyet Gaztesinin duayen yazarı Güneri Civaoğlu ,Cumhurbaşkanı adayı olarak AKP dışında ki tüm partilerin ortak adayının HASAN KORKMAZCAN olabileceğini açıkladı.

Muhtemel Çatı adayı 
Hasan Korkmazcan
12 Mart Asker Muhtı-rası TRT 13.00 haberlerinde okunmuş.
Yüzde 50’nin üzerinde oyla iktidara gelen AP iktidarı bu muhtırayla noktalanıyor. Başbakan Süleyman Demirel ve arkadaşları görevlerini kurulacak asker yönetimindeki yeni hükümete bırakacak. 
Nihat Erim hükümetine...
O gün Millet Meclisi’nde muhtıra tam okunacak ki...
Sessizlik içinde bir ses yankılanıyor:
“Meclis kürsüsünde o muhtıra okunamaz...”
Mırıltılar...
450 milletvekili içinde tek itiraz...
Tek tepki...
Tek protesto.
Ses Hasan Korkmazcan’ın.
AP’den kopanların kurduğu Demokratik Parti Denizli milletvekilidir.
Mırıltılar uğultusunda bir kez daha tepkisini tekrarlar.
Fakat...
Zamanın ruhunda “emir, demiri keser...”
Demokrasiyi de.
Muhtıra kürsüden okunur.
Hasan Korkmazcan siyaset tarihimize bu dik duruşuyla şerefli bir sayfadır.
YA DİĞER MİLLETVEKİLLERİ?
Hep merak etmişimdir.
“Salonda bulunan 450 milletvekili birden ayaklansaydı.
O muhtıra Millet Meclisi kürsüsünden okunamaz.
Salonu terk ediyoruz.
Muhtıranın hükmü yoktur diye olayı protesto etselerdi.
Ne olurdu?”
..............................
12 Eylül darbesinden sonra 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e sormuştum:
“Sizin yönetime el koyduğunuz gün dönemin Başbakanı Süleyman Demirel sizi ve bildiride imzası olan diğer komutanları emekliye ayıran bir kararnameyi imzalayarak, bakanlara da imzalatarak Cumhurbaşkanı vekili İhsan Sabri Çağlayangil’e gönderseydi...
AP Senatörü olan Çağlayangil çok büyük olasılıkla kararnameyi tereddütsüz imzalardı.
Hukuken emekliye ayrılmış olurdunuz.
Böyle bir durumda ne yapardınız?”
Hiç düşünmeden cevabını vermişti.
“Ok yaydan çıkmıştı artık.
Geriye dönüş yapmazdık.”
2014 ÇANKAYA 
ÇATI ADAYI
Siyaseti iyi bilen, güvendiğim dostlarla konuştum.
MHP’nin önerdiği ve CHP’nin de “varız” dediği ortak/çatı “Cumhurbaşkanı” adayı olarak Hasan Korkmazcan’ın adını telaffuz ettiler.
Hem CHP’nin, hem MHP’nin “çatıda ve tabanda” örtüşebilecekleri isimlerden biri.
Siyasette ağırlığı olan, demokrasiye cesaretle sahip çıkmış, hukuk kökenli, Meclis başkan vekilliği yapmış Hasan Korkmazcan adını bir kenara yazın.
Yıllar içinde ismi unutulmuş olabilir. Ama...
İki partinin arkasında olursa şu iletişim çağında kısa sürede güncellenir.
Belki...
“Yaş” durumu irdelenebilirse de Cumhurbaşkanlığı için 73 yaş sorun değil.
Demirel Cumhurbaşkanı seçildiğinde kaç yaşındaydı?
İnönü son Başbakanlığı yıllarında daha genç miydi?
Bülent Ecevit de öyle.
De Gaulle, siyaseten çökmüş, kaos içindeki Fransa için emekliliğini yaşadığı köyünden göreve çağırılmıştı.
O sırada 74 yaşındaydı.
5’inci Cumhuriyet Anayasası’nı bilim adamlarıyla birlikte yazmış, Fransa’da “seçimde istikrar, temsilde adalet” ilkesine uygun çift turlu seçimlerle yarı başkanlık sistemini hayata geçirmişti.
Kendisi de yıllarca başkanlık yapmıştı.
Bugün hâlâ Fransa onun dizaynıyla yönetilmekte.
.............................
Soma’daki kömür madeni faciası büyük üzüntüdür. Emek şehitlerimize rahmet, yakınlarına başsağlığı hastaneye kaldırılmış olan yaralı işçilerimize şifa ve şu satırlar yazılırken hâlâ madende mahsur durumdaki kardeşlerimiz için de en kısa zamanda sağ salim kurtuluş diliyorum...(PHA)